Alkali Su

Ph Dengesi

pH DENGESİ
pH Dengesinin Önemi
Canlılar pH'a son derece duyarlıdır ve ortam pH'ı nötre yakınlaştığında (sindirim sisteminin bazı bölümleri gibi belirli istisnalar hariç) en iyi faaliyeti gösterirler. Çoğu hücre içi (hücre çekirdeği hariç) yaklaşık 6,8 değerinde pH'a sahiptir.



Kan plazması ve vücuttaki hücreleri çevreleyen diğer sıvılar 7.2-7.3 değerinde pH a sahiptirler. Çok sayıda özel mekanizma bu sıvıların istikrarını korumaya yardımcı olduğundan hücrelerin pH'ında fark edilebilir dalgalanmalar olmaz. pH değerinin istikrarını koruyan bu mekanizmalara hizmet eden kimyasal maddeler tampon olarak adlandırılırlar. Tamponlar: iyonların çözeltideki yoğunlukları artmaya başladığında iyonlara bağlanma ve onları çözeltiden alma kapasitesine sahiptirler. Tamponlar, bu sayede pH taki dalgalanmaları en aza indirirler. Canlı organizmaların içindeki birçok kimyasal reaksiyon genellikle iyonların kullanılması veya salınması ile oluştuğundan bu önemli bir fonksiyondur.


Oksijen; Çok iyi bir şey mi?
Oksijen yaşamın sürmesi için temel gereksinimdir. Göreceli olarak hava içinde dengelidir. Fakat vücuda aşırı miktarda alındığında aktif ve dengesiz hale gelebilir ve kendisini sağlıklı hücrelerin molekülleri dahil herhangi bir biyolojik moleküle bağlamaya yatkındır. Bu serbest radikallerin kimyasal aktiviteleri bir ya da daha fazla çift paylaşılmamış elektronların varlığına bağlıdır.
Genellikle soluduğumuz oksijenin yaklaşık % 2'si aktif oksijen haline gelir ve aerobik egzersizi ile bu miktar yaklaşık % 20'ye kadar çıkar.

Bazı serbest radikaller ile paylaşılmamış elektronlar dengesizdirler ve yüksek bir oksıdasyon potansiyeline yani diğer hücrelerden elektron çalma yeteneğine sahiptirler. Bu kimyasal mekanizma, yara temizliği ve tıbbi gereçlerin sterilize edilmesinde kullanılan hidrojen peroksit ve ozon gibi dezenfektanlarda çok kullanışlıdır. Bu serbest radikaller vücut içinde bakteri, virüs ve diğer atık maddeleri tutma ve bertaraf etme yeteneklerinden dolayı fevkalade yararlıdırlar.

 

Vücuttaki Aktif Oksijen
Vücut içinde, serbest radikaller aşın miktarda artmaya başlarsa normal dokuları hasara uğratabilirler, sorunlar ortaya çıkar
Havadaki mikroplar yumurta, balık ve ette bulunan proteinleri, pepitleri ve amino asitleri kullanmaya başlayınca bozulma/çurume olayları başlar. Sonuçta;

-Hidrojen sülfür
-Amonyak
-Histaminter
-İndoller
-Fenoller
-Skatoller gibi hoşa gitmeyen bir dizi madde ortaya çıkar.

Bu maddeler gıdaların sindirimi sırasında doğal olarak da üretilir ve dışkıdaki hoşa gitmeyen koku bu nedenle ortaya çıkar. Bozulmuş yiyeceklerdeki kokuşmaya havadaki mikroplar sebep olur ve bu doğal işleyiş sindirim sisteminde de bağırsaktaki mikroplar tarafından benzer şekilde tekrarlanır. Sindirim artığı bu ürünler hastalık kaynağı olabilirler… 
Histaminler atopik dermatit,  üritiker (kurdeşen) ve astım gibi alerjik hastalıklara katkıda bulunurlar. İndoller ve fenoller ise kanserojen (kanser yapabilen) olarak nitelendirilirler. Hidrojen sülfür, amonyak, histamin, fenol ve indol gibi atıklar toksik olduklarından vücut savunma mekanizması nötrofiller (lökasit'ın bir türü veya beyaz kan hücresi) salgılayarak bunları ortadan kaldırmayı dener. Bu nötrofiller aktif oksijen üretirler, tuhaf davranışlı oksijen molekülleri bozulmuş dokulardaki toksik hücrelerin moleküllerinden elektronlarını toplayarak süpürme kapasitesine sahiptirler.

Ancak, vücutta çok fazla aktif oksijen molekülü veya serbest radikal üretimi olduğunda problemler ortaya çıkar. Bunlar aşırı derecede aktiftirler ve kendilerini normal ve sağlıklı hücrelere de bağlayabilir ve genetik hasara uğratabilirler. Aktif oksijen radikalleri normal, sağlıklı biyolojik moleküllerden elektronlarını çalarlar. Aktif oksijen tarafından çalman elektron dokuyu okside eder ve hastalığa sebep olur.

 

Oksidasyonun Yaşamsal Organların Üzerinde ki Etkileri

Oksidiyona Uğrayan Doku

Ortaya Çıkan Hastalık

Karaciğer

Hepatit, Siroz, Kanser

Pankreas

Pankreatit, Diyabet, Kanser

Böbrek

Nefrit, Nefros, Kanser

Aktif oksijen normal dokulara zarar verebildiğinden sağlıklı dokuların bütünlüğünün bozulmasına sebep olmadan vücuttan atılması, temizlenmesi zorunludur. Eğer sağlıklı dokuların aktif oksijenler tarafından oksıdasyona uğratılması engelleyecek etkili bir metot bulabilirsek ortaya çıkabilecek rahatsızlıkları önleme şansımız olabilir.


.

Vücut sıvılarının devamlı olarak asidik olmaları halinde bir çok hastalığın neden olan “asidosis” oluşur.

Antioksidanlar Tehlikeli Oksidasyonu Engeller

Sağlıklı dokuyu aktif oksijenin sebep olduğu oksidasyon tahribatlarından korumanın bir yolu aktif oksijen radikallerine serbest elektron sağlamaktır. Bu sayede onların yüksek oksidasyon gücü nötralize edilerek sağlıklı dokularla reaksiyona girmesi önlenir.
Gıdalarda bulunan kanserojenik maddelerin yol açtığı hasar, çoğunlukla hücre içinde meydana gelen oksidasyon reaksiyonları nedeniyledir. Bu işleyişte serseri mayın gibi davranan bir oksijen molekülü hücrenin genetik kodunu hasara uğratabilir. Bazı araştırmacılar oksidasyondan koruyan maddelerin bu hasarı engelleyebileceğine inanılmakta ve bunlara "ANTİOKSİDANLAR" denilmektedir. Doğal olarak bu durum bizi, doğal antioksidanların alınmasının vücudun kansere karşı savunmasında önemli olabileceği gerçeğine götürür. C ve E vitaminleri, beta-karoten, selenyum ve glutamin Cbiramino asit) gibi bazı maddelerin kanseri engellediğine inanılmaktadır. Bu maddeler indirgeme maddeleridir ve serbest radikallere elektron sağlar ve onların normal dokularla etkileşimini engellerler.

 

ASİDİK BİR ORTAMDA OLUŞABİLECEK SORUNLAR

• Vücudun mineral ve diğer besinler ile ilgili emilim kabiliyeti azalır.
• Hücrelerdeki enerji üretimi düşer.
• Vücudun hasar görmüş hücreleri onarma gücü azalır.
• Vücudun zararlı ağır metalleri vücuttan atma -temizleme- gücü azalır
• Tümör hücrelerinin gelişimini destekleyen bir ortam yaratılmış olur.
• Vücut kronik yorgunluk ve diğer hastalıkların oluşumuna uygun, açık, bir duruma gelir. Özetle; ph 6,9 gibi oldukça hafif denilebilecek asidik ortam bile birçok hastalığın oluşum ve gelişimi için “uygun bir ortam” anlamına gelir.Asidik vücut sorunu, ağırlıklı olarak hayvansal gıdalarla beslenen toplumlarda daha sık görülür ki bunun ana sebebi et, yumurta, süt ve süt ürünleri gibi ağırlıklı asit üreten gıdaların alkali olan taze sebze gibi gıdalara göre daha yoğun tüketilmesidir.

Buna ek olarak, işlenmiş beyaz un, şeker gibi gıdalar, işlenmiş içecekler ve kahve gibi alışkanlıklar da vücutta asidik bir ortam oluşumuna destek olurlar.

Ayrıca Aspartam gibi yoğun miktarda asit oluşumuna sebep olan maddeler içeren tatlandırıcıların da vücudumuzdaki asit oluşumuna katkısını unutmamak gerekir. İşte tüm bu nedenlerden dolayı vücudumuzun asidik ortamını dengelemek ve pH seviyemizi istenen şekilde düzeltmek, 7,35-7,45 seviyelerinde dengelemek, istiyorsak yapabileceğimiz en iyi şeylerden biri yaşam biçimimizi gözden geçirmek ve zararlı olan her şeyi hayatımızdan yavaş yavaş da olsa çıkarmak için karar alarak küçük adımlarla da olsa uygulamaya geçmektir. 

Neyi, ne oranda tüketmeliyiz?

Sağlığımızı korumak için, gıdalarımızın %75’inin alkali ve %25’inin asit oluşumunu destekleyen türde olması önerilir. Tedaviye destek amaçlı beslenmede ise bu oranın %80-90 alkali, %10-20 asit şeklinde olması gerekir. Genel olarak ne nedir sorusunun cevabı ise şöyle verilebilir;

• Yeşil taze ve ÇİĞ sebzeler, bezelye, fasulyeler, katkısız baharatlar, ÇİĞ kalın kabuklu kuruyemişler ve ÇİĞ çekirdekler gibi besinler ALKALİ ortam oluşumunu desteklerler.

• İstenmeyen asidik ortam oluşumunu destekleyen gıdalar ise et, balık, kümes hayvanları, yumurta, tahıllar ve bakliyat olarak özetlenebilir. 

Asidik bir vücudu ALKALİ’ye döndürmek

Asidik bir vücut hastalıkları kendine çeken güçlü bir mıknatıstır ve yediğimiz ve içtiğimiz her şey vücudumuzun pH seviyesini etkilediği içindir ki “DENGE sağlıklı bir bedenin anahtarıdır” denilebilir.

Aşağıdaki listeler vücudunun pH seviyesini ayarlamaya ve dengede tutmaya çalışan kişiler için bir rehber olarak hazırlanmıştır. Listeler hazırlanırken pH seviyeleri 0-14 aralığında dikkate alınmış ve 7’nin altı pH derecesine sahip olanlar ASİDİK (düşük oksijenli) ve 7’nin üstü pH derecesine sahip olanlar da ALKALİ ortamı destekleyenler olarak gruplanmıştır.

Listeleri geçmeden önce gıdaların vücudumuzun asit/alkali dengesi üzerindeki etkileri konusunda bilinçlenmenin, beslenmemizi dengelememiz açısından, oldukça önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmak ve tabloları kullanırken faydalı olacağını düşündüğümüz bir bilgiyi paylaşmak isteriz.
Bir gıdanın vücutta asidik ya da alkali ortam oluşturma potansiyeli, gıdanın kendisinin sahip olduğu pH değeri ile ilgili değildir.
- Örneğin limon çok asidik bir meyve olmasına rağmen sindirim sonucu ortaya çıkardığı üretim vücut için alkali bir ortam yaratımını destekler ve bu yüzden de limon kendisi asidik olmasına rağmen vücut için alkali ortam oluşturan bir meyvedir.
- Benzer biçimde hemen hemen tüm et ürünleri sindirim öncesi alkali yapıda olmalarına rağmen, sindirim sonunda ortaya çıkan asidik kalıntılar vücutta asidik bir ortam oluşumunu desteklediği için aşağıdaki tablolarda asidik gıdalar bölümünde karşınıza çıkacaklardır. 

VÜCUDUN ALKALİ OLMASINI DESTEKLEYEN GIDALAR

ÇOK ÖNEMLİ NOT: Aşağıdaki sebzelerin BOLCA ve 46 derece C üzerinde hiçbir işlem görmemiş -KAVRULMAMIŞ, KAYNATILMAMIŞ- şekilde tüketilmeleri önerilmektedir.

SEBZELER

• Balkabağı
• Biberler
• Brokoli
• Brüksel lahanası• Deniz bitkileri (Spirulina, Kelp vb)
• Hardal yaprakları
• Havuç
• Her tür yeşillendirilmiş filiz (buğday çimi, arpa çimi, ay çekirdeği filizi vb)
• Ispanak
• Kabak
• Kara lahana
• Karnabahar
• Kereviz Sapı
• Kıvırcık lahana
• Kuşkonmaz
• Lahana
• Pancar
• Patlıcan
• Pazı
• Salatalık
• Sarımsak
• Soğan
• Su teresi
• Şalgam
• Tatlı patates
• Yaban havucu
• Yeşil kıvırcık salata (her tür)

MEYVELER

• Ananas
• Armut
• Avokado
• Domates
• Dutsu meyveler (frambuaz, böğürtlen vb)
• Elma
• Greyfurt
• Hurma
• Karpuz
• Kavun
• Kayısı
• Kiraz
• Kivi
• Kuru incir
• Kuru üzüm
• Kuş üzümü
• Limon
• Mandalina
• Mango
• Misket limonu
• Muz
• Nektarin
• Papaya
• Portakal
• Şeftali
• Üzüm
• Vişne

PROTEİN İÇEREN GIDALAR

• Çiğ badem
• Çiğ -kavrulmamış- ay çekirdeği
• Çiğ -kavrulmamış- balkabağı çekirdekleri
• Çiğ -kavrulmamış- kabak çekirdeği
• Darı
• Filizlendirilmiş çekirdekler (ay çekirdeği gibi)
• Kenevir
• Kestane
• Keten tohumu

DİĞER GIDALAR

• Alfalfa
• Alkali iyonize su
• Arı poleni
• Arpa çimi
• Banchi çayı
• Bitkisel çaylar
• Buğday çimi
• Buğday çimi suyu
• Chlorella
• Elma sirkesi
• Ginseng çayı
• Her tür hindiba
• Hindiba çayı
• Hindistan cevizi yağı
• Kombu çayı
• Lesitin
• Maden suyu
• Doğal probiyotikler
• Sebze suları
• Yeşil çay
• Taze sıkılmışyeşil sebze ve meyve suları

TATLANDIRICILAR

• Stevia (Stevya)
• Çiğ Agave Şurubu

BAHARAT ve SOSLAR

• Acı kırmızı biber
• Doğal deniz tuzu
• Hardal
• Her tür ot (kekik, nane vb)
• Himalaya tuz kristali
• İsot
• Köri
• Reishi mantarı
• Maitake
• Miso
• Shitake
• Kavrulmamış Nori (deniz yosunu)
• Tamari
• Tarçın
• Wakame
• Zencefil                                

VÜCUDUN ASİDİK OLMASINI DESTEKLEYEN GIDALAR

(DİKKATLİ tüketilmeleri önerilmektedir!)

YAĞLAR

• Avokado yağı
• Ayçiçek yağı
• Domuz yağı
• Fıstık yağı
• Hamur işleri için özel yağlar
• Kanola yağı
• Kenevir yağı
• Keten tohumu yağı
• Margarinler
• Mısır yağı
• Susam yağı
• Zeytinyağ

MEYVELER

• Erik
• Kızılcık
• Kuru erikler

TAHIL ve UNLAR

• İşlenmiş arpa
• Her tür pirinç
• Her tür yulaf
• İşlenmiş buğday/beyaz un
• İşlenmiş kara buğday
• işlenmiş kepek

SÜT ve SÜT ÜRÜNLERİ

• Dondurma
• Her tür peynir
• Süt
• Margarin
• Tereyağ

KURUYEMİŞLER ve YAN ÜRÜNLERİ

• Cashew (Kaju fıstığı)
• Ceviz
• Pecan (bir tür ceviz)
• Pirinç sütü
• Soya sütü
• Tahin
• Yer fıstığı
• Yer fıstığı ezmesi

HAYVANSAL PROTEİNLER

• Bacon (tütsülenmiş domuz eti)
• Dana eti
• Deniz tarağı (bir tür kabuklu deniz canlısı)
• Domuz
• Her tür av eti
• Her tür balık
• Hindi
• İstakoz
• İstridye
• Karides
• Kuzu eti
• Midye
• Sakatat
• Salyangoz
• Sığır eti
• Sosis
• Sucuk
• Tavuk
• Tuzlanarak kurutulmuş etler (pastırma gibi)
• Yengeç

BAKLİYAT türü GIDALAR

• Bezelye
• Kırmızı fasulye
• Kuru fasulye
• Lima fasulyesi
• Mercimek
• Nohut
• Pirinç sütü
• Siyah fasulye
• Soya fasulyesi
• Soya sütü

DİĞER GIDALAR:

• Alkolsüz hazır içecekler
• Damıtılmış sirke
• Ekmekler
• Hazır baharat çeşnileri (köfte harcı gibi)
• Hazır bisküvi ve krakerler
• Hazır çerez ve cipsler
• Hazır çikolatalı ürünler (gofret gibi)
• Her tür şeker
• Kahve
• Kuru hindistancevizi
• Makarna
• Mısır eriştesi
• Mısır şurubu
• Patates
• Pirinç
• Tam buğday eriştesi
• Yumurtalı erişte ve noodlelar
• Bira, şarap, özetle her tür alkollü içecek  

DİĞER ÜRÜNLER

• Her tür kimyasal koruyucu
• İlaçlar
• Her tür tarım ilaçları

Hep sağlıklı kalın.
Sevgiyle...

Kaynaklar:
- Taş Devri Diyeti, Prof.Dr. Ahmet AYDIN
- Conscious Eating, Gabriel COUSENS, M.D.
- Rainbow Green Live-Food Cuisine, Gabriel COUSENS, M.D.
- www.TheWolfeClinic.com

ÇOK ÖNEMLİ NOT: Herhangi bir rahatsızlık ve/veya hastalıkla ilgili kendi kendinize teşhis koymaya çalışmamanızı, hem teşhis hem de tedavi için mutlaka doktorunuza danışmanızı öneririz. Burada yer alan tüm bilgiler doktorunuz tarafından belirlenen tedavinizi doğal besin ve yöntemlerle destekleme amaçlıdır ve tüm destek amaçlı bilgileri olduğu gibi bu bilgileri de yine doktorunuza danışarak uygulamanızı öneririz.