Alkali Su

Cansız Sular İçmeyin

HEPİMİZİN AKLINDAKİ TEMEL SORU: “GENÇ KALMAK VEYA YAŞLANMAYI TERSİNE ÇEVİRMEK MÜMKÜN MÜ?” ASLINA BAKARSANIZ YANIT;  “EVET, MÜMKÜN!”,

Vücudumuz kendini tamir mekanizması ile doğar, nasıl bugün sağlıklı olan bir hücre 6 ay içinde daha zayıf veya kötü huylu bir hal alabiliyorsa(Dejenerasyon); kötü huylu bir hücrenin de ortadan kaldırılarak yerine sağlıklı hücre konması da bir o kadar olasıdır. İşte bu mekanizmanın adı Rejenerarsyon’dur veya bizim bildiğimiz ismiyle “anti-aging”. Tamir ve yenileme mekanizmalarının doğru çalışabilmesi için; vücudumuz doğru enerji ve besine ihtiyaç duyar. Fakat birçok davranış şekli ve alınan besin, hücrelerde Dejenerasyona neden olur; bizim aralarında çok iyi bildiğimiz ve tercihen uzak durabileceğimiz besinleri ise şu şekilde sıralayabiliriz:

UZAK DURUN:
Sigara, Alkol Şeker, tuz ve yapay tatlandırıcılar(özellikle aspartam), Beyaz un
Kimyasal içeren veya kimyasal olarak işlem görmüş yiyecek ve içecekler:

Alkali Su, Vücutta biriken asidik Atıkları nötralize ederek doğal detoks etkisi yapar.


GENÇ KALMANIZI SAĞLAYACAK OLAN BİRİNCİL ALIŞKANLIK ‘’ALKALİ SU İÇİN!..’’
Düşündüğünüzde Anti-Aging tarzını hayatımıza yerleştirmek için bu basit alışkanlık çok önemli:

Daha fazla su için. Unutmayın ki su hayat kaynağıdır ve vücudumuzun % 50 ila 60’ı sudan oluşur. Susuz kalmanın belirtilerini hatırlatarak kendinizi takip etmenize yardımcı olalım; baş ağrısı, enerji düşüklüğü, yorgunluk, eklem ve kas ağrıları. Günlük yalnızca 4-8 bardak su içerek sağlık ve enerjinizde büyük bir ilerleme sağlayabilirsiniz. Eğer susuz kalırsanız hem organlarınız hem cildiniz daha hızlı yaşlanacaktır.  Yaşlandıkça susama mekanizmasının bozulduğunu, çay-kahve gibi içeceklerin susamayı azalttığını ama aynı zamanda susuzluğu arttırdığını unutmayın ve susamayı beklemeksizin su içme alışkanlığını geliştirin. Su kaslarımız, kalbimiz, dokularımız, tüm hücrelerimiz ve organlarımızın çalışmasını sağlayan, vücudumuzun dışını ve içini temizleyen, toksik maddeleri vücudumuzdan atan muhteşem bir sıvıdır. Yaşamak için oksijenden sonraki en önemli ihtiyacımız sudur ve vücudumuzun % 70'i sudan oluşmaktadır. Yemek yemeden bitkin bir durumda 30 gün dayanabiliriz ama su içmeden ancak 7- 10 gün ayakta kalabiliriz.

Sağlıklı bir şekilde uzun yıllar yaşayabilmek için bir insanın iklime, doğadaki aktivitesine ve ortam ısısına bağlı olarak yeterli olarak su içmesi gerekmektedir. Ancak hangi suyun içilmesi gerektiği büyük önem taşımaktadır. Çünkü hidrojen ve oksijenin değişik biçimde kombinasyonları ile otuz altı farklı su türü olduğu ifade edilmektedir.

Suyun içinde bulunan (+) pozitif yüklü alkali minerallerin (sodyum ve potasyum mineralleri) dengesi, yaşam dinamizmimiz için son derece önemli bir faktör olup, bu dengenin bozulması hücre yeteneklerinin hasara uğramasına neden olabilir. Hücre hasarının başlaması, yaşlanma sürecinin hızlanması demektir. Saçlarımızın ağarması, cildimizin kırışması, kemiklerimizin içinin boşalmaya başlaması, yüksek tansiyon, kolesterol, romatizma, diyabet ve kanser oluşumunun temel sebebi bu hücre düzeyinde yaşanan bozulmadan kaynaklanır. Bedenimizin ihtiyacı olan mikro yapıdaki alkali ve canlı iyonize suyu yeterli miktarda içerek çok daha zinde ve sağlıklı kalabilir yaşlanma hızımızı azaltabiliriz.