Alkali Su

Diyabete en iyi önlem..

Yetişkin hastalığı olan diyabet, ensüline bağımlı olmayan diyabet Tip-II olarak adlandırılır. Aşağıda bu hastalığın Amerikan Tıp Kurumuna ait “Aile Tıp Rehberi”ndeki tanımı yer almaktadır.

Diyabetin bir türü olan ensüline bağımlı olmayan diyabet; pankreastaki hücrelerin vücut için yeterli ensülin üretmemesi nedeniyle olur ve genellikle 40 yaşının üstündeki kişileri etkiler. Bu tür diyabet rahatsızlığı olan kişiler genellikle çok fazla yerler ve oldukça kiloludurlar.

Onların aşırı yemesi kanlarında aşırı glikoz olmasına sebep olur ve pankreas ise bu glikoz miktarı ile örtüşebilecek miktarda ensülin üretemez. Yanısıra, soya çekim de bu tür diyabetteki önemli bir faktördür. Nerdeyse her üç vakadan birinde hastalığın nedeni o kişinin aile soy geçmişinde bu rahatsızlığın olmasıdır.

Yaş ise bir diğer faktördür. Zira pankreasın verimliliği yaşa bağlı olarak azalmaya başlar. Pankreas vücuttaki en yüksek pH değerine sahip vücut sıvısını üretir. Pankreas suyu pH 8,8 değerindedir ve çok yüksek alkali özelliğe sahiptir.

Vücudumuzdaki kasiyum iyonlarının azalması ensülin hormonunun üretilme işlemini azalmasına ve kanın asidik duruma gelmesine neden olur.  Asidik atıklar nedeniyle tıkanan kan damarları, fazla protein üretilmesine sebep olarak pankreasın ensülin üretme işlevini engeller. Alkali su, içerdiği kalsiyum iyonları ile aşırı protein oluşumunu engelleyerek bu durumun düzelmesine yardımcı olabilir.
.

Pankreas suyu pH 8,8 değerindedir ve çok yüksek alkali özelliğe sahiptir.

ALKALİ BESLENME VE DİYABET
Alkali beslenme biolojist Dr. Claude Bernard’ın böbreklerin vücuttaki asit oranını nasıl kontrol ettiği çalışmasında yola çıkarak oluşturulan vücudun doğal işleyişine ve dengesine uygun, bir çok esnekliği içinde barındıran sağlıklı bir beslenme biçimidir. Aslında kelimenin gerçek kullanımı vücudun temel yapı taşları hücrelerin, doku ve organların doğal işleyişine zarar vermeyen doğal beslenme formülüdür.

Bu formül yediğimiz besinlerin vücudun pH dengesini etkilediği timeline oturur. Yediğimiz besinlerin bir kısmı vücutta sindirimi sonrasında asit atık, bir kısmı ise alkali asit bırakır. Vücudun doğal pH dengesi 7.35 ile 7.45 arasında hafif alkalidir. Vücudun tamponlama sistemi gören organları, akciğer, karaciğer, böbrekler ve pankreas gibi bu dengenin korunması için çalışırlar. Hedef dış çevre, metabolik işlemler ve beslenme yoluyla oluşan fazla aside tamponlayarak hafif alkali doğal pH dengesinin korunmasıdır. Zira vücutta biriken fazla asit yükü başka kanser, tip 2 şeker, kalp rahatsızlıkları, kolesterol, kemik erimesi-osteoporosis-, aşırı kilo gibi bir çok hastalık, yorgunluk, halsizlik, sinirlilik, yaşlanma gibi rahatsızlıklar vücudun asit yükü ile direkt ilintilidir.

2011 yılında Kanada’da Kalgary üniversitesinde yapılan 50 kadar değişik çalışma beslenme yolu ile alınan asidin vücudun doğal pH dengesinin değişimine direk olarak etkisi olmadığını, vücut dengesinin beslenme yoluyla oluşan alkali atık seviyesinden de geçici olarak etkilendiğini ortaya koymuştur… Ne var ki, alkali beslenmenin asidik beslenmeye karşı tam tersi olarak vücuttaki fazla asit tuzlarının böbrekler yolu ile atılımına faydasını göz ardı edememiştir...  Aynı çalışma alkali beslenmenin genel sağlığa katkısını, kemiklerin yapısının korunmasında, kas yoğunluğu kaybının engellenmesinde, kalp ve damar sistemine faydasını, beynin işleyişine yararını inkar edememiştir. Alkali beslenmenin vücutta kalsiyum, magnezyum ve potasyum gibi alkali minerallerin seviyesinin artmasına neden olduğu Kabul edilmiştir.
Elde edilen en güzel sonuç ise kan şekeri kontrolünü desteklediğidir. Alkali beslenerek genel olarak yanlış beslenme ve fazla kilo ile doğru orantılı ortaya çıkan tip 2 şeker hastalığının tedavisinde kolayca kilo verme, vücudun kan şekeri düzeyini koruma ve şekeri dengelemekte büyük fark yaratmasıdır.  Günlük beslenmenin ağırlıklı yüksek lif, besin değerleri kaybolmamış sebze ve antioksidan içeren doğal besinlerden oluşmasını, işlenmiş karbonhidratların, hazır gıdaların, işlenmiş veya işlenmemiş rafine şekerin, sodalı ve kolalı içeceklerin minimum düzeye indirilmesini öneren alkali beslenme, bir çok nedenden dolayı kandaki glikoz seviyesinin yükselmesine izin vermemektedir. Alkali beslenmeye başlayan birçok tip 2 şeker hastası iyileşme yönünde sağlıklı bir gelişim kaydetmiştir.

ADA-Amerikan Diyabet Derneği diyabet( şeker) hastaları için vücudun glikoz endeksi ile uyumlu dengeli bir beslenme önermektedir. Bol miktarda nişasta içermeyen yeşil sebzeleri, az miktarda hayvansal proteini, işlenmemiş tam tahılı( rafine olmayan-un ve unlu gıdalar), mümkün olduğunca düşük düzeyde süt ve süt ürünlerini tüketmelerini önermiş, rafine şekerden uzak durulmasını tavsiye etmiştir. Sindirim için yararlı enzimler, vitamin ve mineraller içeren, sindirimi kolay, vücudun glikoz indeksi ile uyumlu doğal şeker içeren besinlerden oluşan alkali beslenme bu söyleme uygun bir beslenme biçimidir

inset_article_SA5