Alkali Su

Alkali Su ile Sağlıklı, Mutlu Kal :)

YAŞLANMAYLA BAŞLAYAN HASTALIKLAR
Araştırmalar vücuttaki aşırı asiditenin yaşlanmayla birlikte tüm vücut sistemimizi zayıflatarak birçok değişik hastalığa neden olduğumu göstermektedir. Günümüzün aşırı stresli yaşam tarzı, yediklerimiz, içtiklerimiz ve çevre kirliliği neredeyse herkesi etkilemektedir.

Bu koşulların yarattığı asidite vücudu yaşamsal organlardaki ve kemiklerdeki kalsiyum ve magnezyum gibi mineralleri çok hızlı tüketmeye zorlamaktadır. Vücut mineral rezervlerinin bu şekilde azalması vücudu savunmasız bırakır ve kemik yoğunluğu kaybı, mide ekşimesi, hazımsızlık, kan şekeri destablizasyonu, kilo alma ve benzer birçok rahatsızlığa neden olur. Vücut yeterli alkali mineral rezervlerine sahip olduğunda kendisini dengeler; bu durumda doğal olarak sağlıklıdır ve hastalıklara dayanıklıdır. Vücudun daha fazla alkali olması için yapabileceğiniz en iyi tercih alkali iyonize su içmektir. Bu vücudun pH dengesini doğal olarak düzenler, sağlık ve zindeliği artırır.

Öncelikle bilmeliyiz ki; tüm hastalıklar, vücudumuzda meydana gelen anormallikler ve istenmeyen durumlar nedeniyle vücudun birer uyarı mekanizmasıdır. Hasta olmazsak ölürüz. Vücudumuz hasta olarak önlem almamız ya da tedavi olmamız için bizi uyarır. Bu uyarıları bazen ağrı, bazen acı, bazen kanama, bazen halsizlik veya başka şekillerde algılarız.

Alkali İyonize su; hastalıklarımızı iyileştirilebileceğimiz ve/veya oluşumunun engelleyebileceğimiz eşsiz bir sudur…

KALP
Kalp, vücuttaki organlar içerisinde alkaliteye en fazla ihtiyaç duyan ve daima alkali olması gereken organların başında gelir. Asidik atıklar ideal kalp atışını etkileyip bozar. Asidik atıklar kanın yeterli miktarda oksijenlenmesini (oksijen tasıma kapasitesini) engeller ve kalp ritmini bozar. Kalbin düzenli çalışması için alkali olması gerekir. Alkali kan ideal bir kalp fonksiyonu meydana getirir.

MiDE
Asidik atıkların artması sonucu midede bazı rahatsızlıklar meydana gelir. Mide fıtığı bunlardan birisidir. Mide fıtığı reflünün nedenlerinden birisidir.
Sindirim yolu rahatsızlıkları (geğirme, şişkinlik, bağırsak gazı, kusma, hıçkırık tutma, iştahsızlık, mide bulantısı, istifra, ishal, kabızlık, çocuklarda sancı ve karın ağrısı) vagus siniri problemlerinin ve asidik atık üretimi sonucu meydana gelebilen mide fıtığının (hiatal hernisi) belirtisi olabilir. Mide fıtığı Gastroözofageal reflüye neden olabilir. Bu hastalıkta mide için gerekli hidroklorik asit miktarı aniden düşer. Yetersiz hidroklorik asit sonucu gıdalar bozulur ve çok daha asidik hale gelir.

KARACİĞER
Karaciğer çeşitli zehirlere karşı vücudun ilk savunma hattı olup, kandaki asidik atıkların işlenmesi ve çeşitli alkali enzimlerin üretilmesi de dahil olmak üzere, vücutta üç yüz den fazla işlevi yerine getirir. Sindirim sisteminde elde edilen tüm besinler karaciğer yoluyla kana geçer. Kandaki asidik atık miktarı arttıkça karaciğere daha fazla yük biner. Karaciğerdeki asidik atık miktarı çok artarsa karaciğer iflas eder ve ölüm meydana gelir.

PANKREAS
Pankreas için alkalite çok önemlidir. Pankerasın görevi kandaki fazla asiditeyi azaltıp kan şekeri dengesini düzenlemektir. Bu nedenle uygun kan şekeri dengesine sahip olmak için alkali beslenme çok önemlidir. Pankreasın asiditesi arttığı zaman kan şekerini dengelemek için yeterli miktarda insülin salgılayamaz ve şeker yükselir.

DİYABET (Tip2)
Yaşlanmayla birlikte pankreasın çalışmasında yavaşlama meydana gelir. Vücudumuzda kalsiyum iyonlarının azalması insülin üretilme işlemini sekteye uğratarak kanın asidik duruma gelmesine sebep olur. Alkali İyonize su, içerdiği yüksek miktarda kalsiyum iyonları ile bu durumun düzelmesine yardımcı olabilir.

İNCE BAĞIRSAKLAR
İnce bağırsakların üst kısmındaki Peyer Plakaları (ince bağırsakları çevreleyen lenf dokusu plakaları) yaşam için kritik öneme sahiptir. Peyer Plakaları besinlerin uygun şekilde sindirilmesi ve lenf sistemi için lenfoistlerin üretilmesi için gereklidir. Bunun yanında çok miktarda “Kilüs Enzimi” (vücuttaki başlıca alkalileştirici maddedir ve diğer adı Akkan’dır) üretir. Kilüs Enzimi’nin kesintisiz üretimi kritik öneme sahiptir. Asidik besinlerin yol açtığı fazla asidik atıklar Peyer Plakaları’na fazla yük binmesine ve Kilüs Enzimi üretiminin azalmasına neden olur.

BÖBREKLER
Yetişkin bir insanda, dakikada ortalama 1 litre kan böbreklerden geçer. Böbreklerin birinci görevi asidik atıkları temizleyip kanı alkali hale getirmektir. Asidik atıklar çeşitli mineral tuzlarıyla birleşerek böbreklerde böbrek taşı meydana getirir. Bu nedenle asidik besinleri tüketmekten kaçınarak ve alkali su içerek bu rahatsızlık önlenebilir.

KALIN BAĞIRSAKLAR (KOLON)
Kalın bağırsaklarda asidik atık olmamalıdır. Asidik atıklar kalın bağırsak çeperlerinde birikerek sertleştirir, ishal veya kabızlık durumlarında yeniden emilerek tekrar kana karışır. İdeal bağırsak fonksiyonu için günde iki kez tuvalete çıkılmalıdır.
Antioksidan Alkali Su tuvalete çıkmayı kolaylaştırır, kabızlığı önler.
Antioksidan alkali su içmeyen başlayan bazı kişilerde ilk birkaç gün ishal görülebilir.

LENF DOLAŞIM SİSTEMİ
Lenf dolaşım sistemi vücuttaki kandan sonra ki ikinci dolaşım sistemidir.
Vücutta 600 – 700 lenf bezi vardır. Lenf sıvısı (Akkan) hücrelere besin taşır ve asidik atıkları uzaklaştırır. Lenf sıvısı alkali ortamda en ideal şekilde akar. Vücut asidik olduğunda bu akış yavaşlar, kronikleşir ve yaşamı tehdit eder hale gelir. Zamanla dokularda yapışıklıklar oluşur, lenf kanalları daralır ve lenf akışı durur. Bu yapışıklıklar sadece lenf sıvısının akışını değil kan akışını da engeller. Lenf akışının azalması dokularda asidik atık birikiminin artmasına neden olur. Yeterince sağlıklı (alkali) su içmemek lenf dolaşımını yavaşlatır. Yeterince sindirilememiş gıdaların atıkları ince bağırsaklardaki lenf kanalları vasıtasıyla tekrar emilir.

DAMARLAR
İnsan doğduğunda kanın pH’ı 7.44 dür. Yaş ilerledikçe bu seviye düşmeye başlar, hatta 7’nin de altına düşerek asidik hale gelebilir. Kanın pH  seviyesi çok düştüğünde damarları delme tehlikesi meydana gelir. Bu durumda vücut damarın iç çeperlerini yağ ile kaplayarak kanın damar ile temasını keserek delinmeyi önler. Damarların iç çeperlerinin yağ ile kaplanması KOLESTEROL dür. Bu bir hastalıktır, ancak aynı zamanda vücudun bir savunma mekanizmasıdır. Kolesterol ilerlediğinde yüksek tansiyon ve çeşitli kalp rahatsızlıkları ortaya çıkar.

VÜCUTTA YAĞ BİRİKİMİ (FAZLA KİLO)
Vücutta asidik atıklar ve toksinler çok fazla arttığında, vücut bu şekilde yaşayamaz hale gelir bir çözüm geliştirir. Deri altında (bacaklarda, göbekte, kollarda) ve iç organların etrafında yağ tabakaları oluşturur. Vücuttaki asidik atıkları ve toksinleri de bu yağ tabakalarının içinde depolar. Aksi halde artan asidik atıklar ve toksinler hücrelerin ölmesine ve organların zarar görmesine neden olur.

Şayet şişmanlık kalıtsal (genetik) değilse, insanlar genelde bu şekilde kilo alır.
Fazla kilolardan sağlıklı şekilde kurtulmanın tek yolu, alkali beslenmek ve Antioksidan Alkali Su içmektir.

OSTREOPOZ (Kemik Erimesi) :Kemiklerimiz, vücudumuzun kalsiyum bankasıdır.Vücudumuzda kalsiyum azaldığında kemiklerimizdeki kalsiyum kana geçer ve kemiklerde kalsiyum erimesi meydana gelir.Böylelikle kemikler, kırılgan ve gevrek bir hale gelir.Mineral zengini Alkali İyonize su ile östreopoza müdahele hızlı ve etkin bir yöntemdir.

KANSER: Vücudumuzdaki bütün sağlıklı hücreler alkali, bütün kanserli hücreler asidik formdadır. Çevresel koşulları asidikleştiğinde bu koşullara uyum sağlayabilmek için beynimizin DNA kodları ile uyumsuz yapıya dönüşen hücreler kanseri tanımlamaktadır. Serbest radikallerin de kanser oluşumundaki yüksek etkisi bilinmektedir. Elektron eksiğini gidermek için hücre çekirdeğine saldıran serbest radikal hasarlarının ilki yaşlanma ise, ikincisi ve belki de daha tehlikelisi kanserdir. Alkali İyonize su serbest radikalleri nötralize etme kabiliyeti yüksek en güçlü antioksidandır.

KRONİK YORGUNLUK: Asidik kan oksijen taşıma kabiliyeti ve akışkanlığı azalmış kandır. Bu durum kalıcı yorgunluk duygusuna yol açmaktadır. Kanımızın pH değerini üst limitlerine taşımayı başardığımızda %65 daha fazla oksijen taşımasını sağlamış oluruz. Bir başka açıdan bakıldığında; kas yorulmasının temel sebebi performans sonucu ortaya çıkan laktik asit birikimidir. Bu birikimi tahliye etmenin ilk koşulu alkali koşullar içerisinde laktik asidi nötralize edebilmektir.

OBEZİTE: Bir bardak alkali suyun 1,5-2 saat içinde vücuttaki yağ yakan lipaz enzimini harekete geçirdiği görülmüştür.Bu çeşit bir kilo verme sistemi, diğer yöntemlere göre çok daha kalıcı etkin ve sağlıklıdır. Düzenli Alkali su içerek, uzun olmayan bir sürede 12-22 kilo arasında sağlıklı kilo veren çok sayıda obez kişi vardır.

ALERJİ: Hemen hemen bütün alerji tipleri antioksidan mineral eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Başta kalsiyum olmak üzere demir, manganez potasyum gibi minerallerin kanda iyonik formda bulunması pek çok alerjik reaksiyonu engelleyecektir.

EGZAMA: Cildin üst katmanlarında azalan kan dolaşımı ile birlikte mineral açısından beslenme yeteneği de azalmaktadır. Bu duruma hassasiyeti olan ciltler, egzama formunda reaksiyonlar vermektedir. Alkali İyonize su, kandaki iyonik mineralleri artırdığı gibi, kanın akışkanlığını ve damarların esnekliğini de olumlu yönde değiştirmektedir.

PRE-EKLAMPİK TOKSİMA: Alkali antioksidan su toksik arınma yani detoks açısından diğer su türlerine göre çok daha etkindir. Özellikle hamilelik döneminde toksin birikimi önemli riskler oluşturmaktadır. Bağışıklık sisteminin önemli destekleyicisi ve mikromoleküler yapısıyla olağanüstü bir detoks aracı olan Alkali İyonize su yardımı ile sağlıklı gebelik dönemi ve sağlıklı çocukların dünyaya gelmesi çok daha olasıdır.

HAMİLELİK BULANTISI: Hamileliğin başlangıcından itibaren annenin alkali rezervleri cenine geçmektedir. Bu durum anne vücudunun asidikleşmesine yol açmakta ve bulantılara yol açmaktadır. Kullanılabilir yapıda alkali mineral açısından en önemli kaynaklardan birisi Alkali İyonize sudur.

ARTRİT-GUT: Birçok artrit – gut hastalığının sebebi, eklemlerde aşırı derecede asit birikmesidir. Gut hastalığı eklemlerde ürik asit birikmesi ile oluşur. Alkali su içerek vücudun asidik durumu nötralize edildiğinde vücut bu türden sorunları kendi kendine çözümleyebilir.

KALP: Yüksek miktarda oksijen içeren ve daha az asidik atık taşıyan kan, göreli olarak daha akışkandır. Kalp bu yapıdaki kanı pompalamakta zorlanmaz. Potasyum ve magnezyum minerallerinin yoğun olarak alkali su ile alınması içe kalbin olağan sağlığı ve korunmasında son derece etkilidir.

DAMAR HASTALIKLARI: Kanın pH değerinin 7.2’ye düşmesi, komaya ve ölüme yol açabilen son derece riskli bir durumdur. Bunu engellemek için çok sayıda kan tamponu vardır. Asidik atıkların yağ depoları içerisine hapsedilmesi ve damarların iç çeperlerine yapıştırılması bu tampon yöntemlerden birisidir. Ancak bu durum, damar tıkanıklığı ve damarların esneklik kaybı gibi önemli sonuçlara yol açmaktadır. Alkali İyonize su içerek kanımızın pH seviyesini üst limitlerde tutabiliriz.

YÜKSEK KAN BASINCI: İç çeperlerinde yağ tamponları biriktirmiş damar daralacaktır. Birim zamanda daha dar bir alanda aynı miktarda kan akışı ise damarların iç yüzeyine uygulanan basıncı artıracaktır. Yüksek kan basıncının temel nedeni budur. Damarların iç çeperlerinde yağ birikimi alkali kan koşullarında gerçekleşmemektedir.

BÖBREK SORUNLARI: Vücudumuzun aşırı derecede asidik atık üretmesi sonucunda kanımızı olması gereken hafif alkali düzeyde tutabilmek amacıyla böbreklerimiz çok zorlanır. Nefrit, üre zehirlemesi, mesane hastalıkları vs gibi hastalıkların hepsi asidik ortamla ilişkili olup, düzenli bir şekilde alkali su içerek bu sorunlar iyileştirilebilir. Fazla miktarda alkali su içerek böbreklerde taş oluşumu önlenebilir hatta eğer böbrek veya mesanede taş varsa bunlar eritilebilir.

KABIZLIK: Kolon faaliyetleri florasının yapısına son derece duyarlıdır. Asidik atık birikimi kolon faaliyetlerini yavaşlatmakta, esneklik sorunları doğurmaktadır.

SİNDİRİM PROBLEMLERİ: Sindirim problemleri mide, barsak gibi organlarda aşırı asit birikmesi ile oluşur. Ülser de dahil olmak üzere bütün bu hastalıklar alkali suyun yardımı ile asiditeyi nötralize ederek çözüleblilir.