Alkali Su

Alkali Su ile Spor ve Sağlık.

ALKALİ SU SPOR VE SAĞLIK
Kaslarınızda Asidite dengesini düzenleyemez iseniz kaslarınız gergin kalır.

Dr. Frank MURRAY - Sporcu beslenme Uzmanı

Tanınmış Sporcu Beslenme Uzmanı Dr. Michael Colgan a göre, “Kaslarımız sıfır asidite veya gayet dar bir sınır içinde kalması gerekli olan asidite ortamı içinde çalışabilecek şekilde yaratılmışlardır. Damarlardaki kan için en uygun çalışma ortamı  asidik olmayan ortamdır. Asidite  pH  olarak ifade olunur ve hidrojen iyonu konsantrasyonunun ölçülmüş değeri olup 1 ile 14 arasında değişir, pH 7 nötr olup pH 1 en asitik ,pH 14 ise en alkali durumu gösterir.”
Kanın pH derecesi, deprem aritmetiği kadar hassas ve önemlidir,sayılardaki en ufak değişiklikler çok büyük değişiklikleri ortaya çıkartır, örneğin pH 6 değeri pH 7 değerine göre 10 kat daha fazla asitiktir. Sonuçta kaslardaki pH 6.9 iken kanın pH ı 7.4 civarında olduğunu hatırlatalım.
Eksersize başladığınızda, enerji üretimi için gerekli olan “glycogen” kullanımı artarak,”lactic acid” ve “pyruvic acid” üretilir, yüksek miktarda (+H) hidrojen ionları ihtiva eden bu maddeler kasların ve kanın pH ını asitik hale getirir.
 
Ne kadar yoğun eksersiz yaparsanız vücudunuz o kadar hızlı asidik hale geçer. Kaslardaki pH 6.5 un altına düşmesi, enerji dağılım zincirindeki bütün kanalların bozulmasına ve aksamasına yol açar. Örneğin;”phosphofructokinase” enziminin  kas “glycogen”ini kullanmasının alt limiti pH 6.5 tur,bu limitin altında çalışma durur, fazla Asidite kasların kasılma aktivitesini bozarak adale gücünün azalmasına sebep olur.
 
Bu noktada birinci öncelikli tedbir, hareket halindeki kaslarda oluşan asit birikimini bir takım ergogenic  maddeleri vücudumuza alarak azaltmak ve minimize etmektir. İstediğiniz kadar çeşitli kimyasalları kullanabilirsiniz fakat eksersiz sırasında oluşan  asitide seviyesini azaltmaz iseniz kaslarınızda aksamalar ve kasılmalar olacaktır.
 
Diğer bir husus eksersiz sırasında asit birikimine paralel olarak oluşan “amonnia” birikimidir,anaerebic ve endurance eksersiz sırasında oldukça fazla amonyak birikimi olur,Amonyak hücreler için zehirleyici bir maddedir,”glycogen” oluşumunu önler ve enerji dönüşümüne zarar verir.
 
İlaveten Dr.Colgan ,henüz ne kadar miktar Amonyak ın yorgunluğun oluşmasında payı olduğunu bilmemekle beraber,biz biliyoruz ki kandaki yüksek Amonyak miktarı performansı düşürmektedir
 
Maraton koşuları,triatlon müsabakaları ve diğer endurance etkinliklerinde, bazı atletlerin kanlarında ; başlangıçta dinlenmiş hallerinde yüksek “phosphate” seviyelerine sahip olmalarına rağmen yarışmalardan sonra  çok düşük “phosphate” seviyeleri ölçülmüştür.
Phosphat seviyesinin azalmasının performansı nasıl etkileyebileceği sorusuna Dr.Colgan cevabı  “Bu bir asidite tamponu kaybıdır, Phosphate kasların en önemli Alkali tamponudur,ikincisi yeni kas glycogen i üretmek için vücudunuz pyridoxal phosphate kullanacaktırki buda phosphate ve vitamin B6 karışımıdır.”
 
Bütün bunları bilmemekten veya ihmal etmekten dolayı, sporcu ve atletlerinde içinde bulunduğu bir çok insan, meyvalar,sebzeler ve kabuklu yemişler gibi Alkali yoğun yiyecekler yemektense lezzetli ancak ağır olan,et,balık,kümes hayvanları,yumurta vs gibi asit yoğun yiyecekleri tercih ederek vücut sıvılarını asitik hale getirerek yaşamlarını risk altında tutmaktadırlar.
 
“Spor ve eksersizi yoğun veya hafif yapmakta olan kişilerin (hatta spor yapmayan her kişinin) vücut sıvılarının hafif ALKALİ  olmasını sağlayacak tedbirler alması,Alkali yoğun yiyecekler yemeli  ve Alkali Su içerek gerek performansları gerekse sağlıklı yaşamaları için şart olduğunu akıllarından çıkarmamaları” gereği Dr.Colgan tarafından tavsiye olunmakta ve hatırlatılmaktadır.

Alkalite vücut hücrelerince kolayca absorbe edilen iyonize durumdaki minerallerin varlığına ve sudaki yüksek oksijen (OH-) varlığına bağlıdır. Oksijen OH- formundadır. Vücut tarafindan kolayca kullanılır. Oksijenin bu formu ayrıca serbest radikallerin nötralize edilmesini sağlar. OH- ile oksijen kaynağınız kesilse bile kısa bir süre de olsa yaşayabilirsiniz. Bu sebeple ne kadar OH- alınırsa o kadar da dayanım süresi olacaktır.

Aktive edilmiş su güçlü bir Antioksidandır. Alkali su cihazı, musluk suyunu yaşlanmayı geciktiren negatif ORP’Ii (- yuklü elektronlar) ihtiva eden, likit Antioksidan haline dönüştüren bir cihazdır. Kısaca, vücudumuzda negatif ORP nin arttırılmasi olayı, oksidasyon nedeniyie oluşan hastalıkların oluşumunu önleyen ye yaşlanmayı geciktiren çok önemli bir faktördür. Genel olarak Aktive edilmiş su vücudumuzun hücre seviyesinde yenilenmesine yardımcı olur.

Aktive edilmiş su, vücuda bol miktarda oksijen ye enerji sağlar. Aktive edilmiş suyun diğer Antioksidan özelliği hidroksil (-OH) iyonlarını içermesidir. Bu iyonlar Vitamin A, Vitamin C ve Vitamin E de olduğu gibi, ekstra elektron ihtiva eden Oksijen molekülleridir. Bu hidroksil (-OH) iyonları, bünyelerinde stabil olmayan Oksijen molekülleri nedeniyle hastalıklara neden olan “Serbest Radikaller” i temizlerler. Hidroksil Antioksidanları ile Serbest Radikaller, karşılaştıklarında birbirlerini imha ederler, bunun sonucunda vücuda bol miktarda Oksijen ve enerji sağlanır.
.

Aktive edilmiş su, normal suya gore 6 kat daha Hidratördür.

Alkali Su pH dengesini düzenlenmesi  ile Sporda etkin enerji kaynağıdır.
Asidik ortamı, Aktive Su ile bertaraf ederek vücudumuzun pH dengesinin düzenli tutulmasını sağlayabiliriz. Örneğin; asit artıklar mafsallarda birikerek mafsal iltihaplanmalarına ve romatizmaya yol açarlar. Aktive suyun kuvvetli pH düzenleme özelliği, çeşitli bölgelerde birikerek hastalık tehlikesi yaratan bu asitli artikların temizlenmesine ve vücudun pH düzeyinin yeniden dengeye gelmesine yardımcı olur. Vücut dengemizi hafif alkali tutarak hastalıklara karşı mükemmel bir korunma düzeyini oluşturabiliriz.

Aktive edilmiş su, normal suya gore 6 kat daha Hidratördür. Su vücudumuzun en önemli öğesidir ve vücudumuzun % 70’ i sudur. Aktive edilmiş su, temel olarak normal sudan değişiktir. Aktive edilmiş suyun şekli ve molekül kümesi küçültülerek hegzagonal (altıgen) şekle dönüşmüştür. Böylece su molekül kümeleri hücrelerimize kolaylıkla nüfuz edebilirler. Genel olarak hastalıkların en önde gelen sebebi, kronik hücre dehidratasyonu (susuzluğu) nedeniyle, hücrelerin güçlerinin azalarak savunma yeteneklerinin azalmasıdır. Yani kronik hastalıkların oluşmasının en önemli sebeplerinden birisi, vücuttaki su eksikliğidir. Yeteri kadar Aktive-Su içerek, hastalıklara karşı mükemmel bir önlem alabilir ve sıhhatli kalabiliriz.

Suyun organizmadaki fonksiyonları
a) Yapı maddesi :
Kasların bileşiminde %75-80
Kemik dokusunda %25
Yağ dokusunda %20
Dişin dentin dokusunda %10 oranında kullanmaktadır.
b) Eritici : su organizmanın ihtiyacı olan maddeleri eriterek doku ve hücrelere taşımaktadır. Dolayısı ile metabolizma artıkları da su ile taşınmaktadır. Ayrıca gıdaların sindirim sistemindeki seyri, yumuşatılması, emilmesi ve kan dolaşımı ile taşınması su ile olmaktadır.
c) Isı düzenleyicisi: Isının vücuttan atılması ve vücut ısısının ayarlanması su ile sağlanır. Örneğin futbolcular bir maç süresinde 4-5 litre su kaybetmektedir.
d) Kayganlık verici (Lubrikant) madde olarak : su özellikle vücudun oynak yerlerinde ve iç organlarda yeterli kayganlığı sağlayarak sürtünme ve aşınmaları önlemektedir.

inset_article_SA5